
Bankacılıkta Dijital İş Modelleri: Dijital Bankacılık, Pazaryeri Bankacılığı ve Servis Modeli Bankacılığı
Konuk Yazar: Hamit BOYRAZ / Finwise Consulting
Giriş
Bankacılık sektörü, son yıllarda muazzam bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Teknolojinin hızlı ilerleyişi, tüketici beklentilerinin değişmesi ve rekabetin artmasıyla birlikte, geleneksel bankacılık modelleri yerini dijital odaklı ve müşteri merkezli yeni iş modellerine bırakmaktadır. Bu makalede, özellikle perakende bankacılıkta son dönemde görülen dijital iş modelleri incelenmekte olup, “(şubesiz) dijital bankacılık,” “pazaryeri bankacılığı” ve “servis modeli bankacılığı” gibi yenilikçi yaklaşımlar ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.
Dijital İş Modellerinin Yükselişi
Yakın geçmişte geleneksel iş modellerini dönüşüme zorlayan birçok tetikleyici unsur ön plana çıkmıştır. İnternet ve mobil/akıllı telefon kullanımının yaygınlaşması yakın zamanların alternatif dağıtım kanallarını ana dağıtım kanallarına dönüştürmüş ve sadece bu kanallar üzerinden müşteriye ulaşmaya odaklanan inovatif iş modelleri ortaya çıkmıştır. Bulut bilişim, yapay zeka ve blokzincir teknolojileri başta olmak üzere teknolojinin hızlı ilerleyişi nedeniyle ortaya çıkan bu yıkıcı inovatif iş modelleri bankaların geleneksel iş yapış şekillerini dönüşüme zorlamaktadır. Teknolojik gelişmelere paralel şekilde ve özellikle teknolojik yatkınlıkları yüksek yeni kuşakların etkisiyle müşteri beklentileri de değişmiş ve bankalar odaklarını müşteri deneyimini iyileştirmeye çevirmiştir. Müşteriler artık daha hızlı, daha kullanıcı dostu ve kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler talep etmektedir. Bu baskı, regülasyon ve finansal alt yapıların da geliştirilmesine ve çeşitlendirilmesine yol açmıştır. Yeni iş modelleriyle birlikte piyasaya birçok yeni oyuncu girmiş ve artan rekabet nihai tüketicinin daha fazla ürün ve hizmet çeşidine daha uygun fiyatlarla erişebilmesini mümkün kılmıştır. Öte yandan büyük ölçeklere ve çok geniş şube ağına sahip geleneksel yapılar çevik iş modellerine adapte olmakta ve yeni oyuncularla rekabet etmekte zorlanmaktadır. Ayrıca geleneksel bankaların yüksek maliyetlerle geliştirmiş oldukları eski bilgi işlem altyapılarını değiştirmeleri veya dönüştürmeleri de oldukça zahmetlidir. Dijital dönüşüme ayak uyduramayan geleneksel bankaların mevcut iş modellerinin sürdürülebilirliği şüpheli görülmektedir.
Dijital Bankacılık
Dijital bankacılık kavramı esasında uzun zamandır var olan bir kavramdır. Nitekim ülkemizde geleneksel bankacılık yapan birçok kuruluş bünyesinde çok uzun zamandır dijital bankacılık kanalları mevcuttur ve bu kuruluşların internet bankacılığı ve mobil bankacılık kanallarının oldukça geniş bir ürün yelpazesi sunduğu söylenebilir. Ancak bu konuda yeni olan husus son dönemde dijital bankacılığın yeni bir hizmet modeli olarak ortaya çıkmasıdır. Bu çerçevede dijital bankacılık kavramının müşterisine sadece dijital kanallardan hizmet sunan şubesiz banka hizmet modeline özgülenmiş bir tanım olarak benimsendiği görülmektedir. Dijital banka kavramı yerine neobank, challenger bank, sanal banka, online banka ve internet bankası (internet-only bank) ifadelerinin de aynı anlamda kullanıldığı müşahede edilmektedir[1]. BIS Financial Stability Institute tarafından yayımlanan metindeki[2] tanımına göre “dijital banka” kavramı mevduat kabul eden, bir mevduat sigortası fonu şemasına tabi/üye olan ve bankacılık hizmetlerini fiziki şubeler yerine elektronik kanallar üzerinden sunan kuruluşları ifade etmektedir. BIS, dijital bankaların dağıtım kanalı odağının farklı olması nedeniyle iş modelinin ağırlıklı olarak teknolojiye bağımlı olduğunu ve bu yönüyle geleneksel bankalardan ayrıştığını belirtmektedir. BIS’in yayımladığı başka bir çalışmada[3] dijital bankacılık iş modeli ile ilgili aşağıdaki niteliklerin ön plana çıkarıldığı görülmektedir:
- İş modeli teknoloji (yapay zeka, makine öğrenmesi) ve veriye dayalıdır.
- İlişki bankacılığı (relationship banking) modeli terkedilerek “insansız hizmet modeli (no human interaction)” benimsenmiştir.
- Fiziki şubelerin yerini mobil telefon ve uygulamalar almıştır.
- Otomasyon ve sınırlı fiziki altyapı operasyon maliyetlerini önemli ölçüde azaltmakta ve hızlı ölçeklenme imkânı sağlamaktadır.
- Müşteri verilerinin işlenmesi sayesinde müşterinin ihtiyacına uygun, kişiselleştirilmiş ürünlerin çapraz satışı yapılabilmektedir.
- Müşteri deneyiminin geliştirilmesine odaklanır.
- Online platform üzerinden hizmet sunarlar.
Dijital bankacılıkta kullanılan makine öğrenmesi ve büyük veriye dayalı kredi skorlamalarının geleneksel yöntemlere göre daha iyi performans gösterdiği tespit edilmiştir[4]. Dijital bankacılık aynı zamanda finansal kapsayıcılığı hızlandırabilecek önemli bir işleve sahiptir.[5] Veriye dayalı tahsis ve izleme yöntemleri sayesinde asimetrik bilgi problemi önemli ölçüde giderilmektedir ve daha az teminatla veya teminatsız kredi kullandırımları yapılabilmektedir[6].
Dijital bankacılığın belirtilen avantajlarının yanı sıra şoklara karşı daha duyarlı olması (mevduata hücum durumu – bank run), kredilerin daha fazla döngüsel özellikler göstermesi ve ekonomik daralma dönemlerinde KOBİ’ler için daha az koruma sağlaması, veriye dayalı karar verme süreçlerinde önyargı (bias) ve verinin hatalı kullanımı, veri gizliliğinin daha fazla tehdide maruz kalması gibi riskleri de söz konusudur[7].
Ülkemizde de konuya ilişkin olarak BDDK tarafından 29.12.2021 tarihinde yayımlanan Yönetmelik’le[8] birlikte “dijital banka” kavramı özel bir hukukî terim olarak Türk bankacılık mevzuatına dahil edilmiştir. Söz konusu Yönetmelik’te yer verilen tanıma göre dijital banka
“Bankacılık hizmetlerini fiziksel şubeler yerine elektronik bankacılık hizmetleri dağıtım kanalları aracılığıyla sunan kredi kuruluşunu”
ifade etmektedir.
Yönetmelik dijital banka kavramını tanımlamanın yanı sıra, aynı zamanda dijital bankaların faaliyet esaslarını ve kuruluş ve faaliyet izninde aranan şartları da belirlemiştir. Buna göre, dijital banka kuruluşunda geleneksel banka kuruluşunda aranan şartlar aranmakla birlikte birtakım ilave yükümlülüklerin de getirildiği görülmektedir. Dijital bankaların teknoloji odaklı kuruluşlar olması nedeniyle yönetim kurulunda ve üst yönetimde bilgi sistemleri konusunda tecrübeli ve dijital bankacılık iş modeline özgü riskleri anlayabilecek bilgi ve deneyime sahip kişilerin bulunması şart koşulmuştur. Kuruluş başvurusu değerlendirilirken bilgi sistemlerinin yeterliliğine ilişkin ilave tedbirler öngörülmüştür. Başvuru koşullarında dikkat çeken bir diğer husus ise dijital bankalardan finansal kapsayıcılığı artırmak amacıyla öğrenciler, ev hanımları, on sekiz yaş altı gençler, KOBİ’ler gibi gruplardan hedef kitleler belirleyerek bunların ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmetler geliştirmesinin beklenmesidir. Başvuru sahibi bu çerçevede sunmayı planladığı ürün ve hizmetleri ve pazarlama stratejisini BDDK’ya teslim ettiği iş planı belgesine dahil etmek zorundadır.
Yönetmelik’te dijital bankalara ilişkin birtakım faaliyet kısıtlamaları da öngörülmektedir. Bu çerçevede dijital bankaların kredi müşterileri yalnızca finansal tüketiciler ve KOBİ’lerden oluşabilecektir. Öte yandan, 1 milyar TL olarak öngörülen asgari ödenmiş sermaye tutarının ilgili dijital banka tarafından 2,5 milyar TL’ye yükseltilmesi durumunda Bankacılık Düzenleme ve Denetle Kurulu’na faaliyet kısıtlarının tamamen kaldırılması yönünde bir başvuru yapılabilmektedir.
Dijital bankaların dünyada ve ülkemizdeki örneklerine bakıldığında bunların 3 gruba ayrıldığı görülmektedir. Birinci gruptakiler Nubank, N26, Monzo gibi sıfırdan dijital banka olarak kurulmuş ve genellikle bir girişim sermayesi tarafından desteklenmiş teknoloji start-up’larıdır. Ülkemizde faaliyet izinlerini almış T.O.M. ve Hayat Finans ile kuruluş izni alan Colendi bu grupta sayılabilir. İkinci gruptakiler Goldman Sachs’ın Marcus’u, Grupo Santander’in Openbank’i veya Unicredit’in Buddybank’i gibi mevcut geleneksel bankacılık yapan kuruluşların iştiraki olarak kurulan ve ana ortak banka tarafından personel ve sermaye olarak desteklenen dijital bankalardır. Ülkemizde QNB Finansbank’ın Enpara.com’u bu gruba dahil edilebilir. Ayrıca bu gruba dahil edilebilecek ve halihazırda BDDK’da kuruluş/faaliyet izni süreci devam eden başka kuruluşlar da mevcuttur. Üçüncü gruptakiler ise BBVA Compass ve DBS gibi geleneksel iş modelini terk edip tamamen dijitale geçen bankalardır. Ülkemizde de bu stratejiyi benimseyen bazı bankalar olsa da bu kuruluşların tamamen dijitale geçtikleri söylenemez.
Pazaryeri Bankacılığı
Pazaryeri bankacılığı (marketplace banking), hedeflediği bireysel ve KOBİ segmentindeki müşterilerine sahibi olduğu online platform üzerinden tek noktadan hizmet (one-stop shop) sunma mantığıyla oluşturulmuş, tamamen dijital ve şubesiz bir bankacılık hizmet modelidir. Bu modelde, müşteriler aynı platform üzerinden birden fazla sağlayıcının çok çeşitli finansal ürün ve hizmetlerine erişebilmekte olup dijital bir pazar oluşturma stratejisi etrafında dönen müşteri odaklı bir yaklaşım benimsenmiştir[9].
Pazaryeri bankası müşterilerine platform üzerinden (mobil uygulama) hesap açma, hesap işletimi, kredi, kart hizmetleri gibi temel bankacılık ürün ve hizmetlerini sunmaktadır. Platform ayrıca bir pazaryeri mantığıyla farklı finansal ürün, hizmet veya çözümleri olan finansal hizmet sağlayıcılara da ev sahipliği yapmakta ve platform işleticisi olan pazaryeri bankası kendi sunduğu ürün ve hizmetlerin yanı sıra üçüncü taraf finansal hizmet sağlayıcıların ürün ve hizmetlerinin de müşterilerine ulaşmasına aracılık etmektedir. Üçüncü taraf hizmet sağlayıcıları sigorta, yatırım, emeklilik, finansal asistan, muhasebe, ücret/fiyat karşılaştırması gibi finansal hizmetlerin yanı sıra e-ticaret gibi finansal olmayan ürün ve hizmetler de sunabilmektedir. Dolayısıyla pazaryeri işleticisi banka söz konusu ürün ve hizmetlerin satışından da komisyon geliri elde etmekte ve oluşan ekosistemde tüm taraflar açısından çapraz satış imkânı oluşmaktadır.
Pazaryeri bankacılığı modelinin nihai kullanıcılar açısından avantajı tek noktadan ihtiyaç duydukları birçok finansal hizmeti entegre bir şekilde alabilmeleri ve birçok finansal hizmet sağlayıcının çok çeşitli ürün ve hizmetlerine rahatlıkla ulaşabilme imkânına kavuşmalarıdır. Bu durum rekabeti de artırdığından hizmet kalitesi artmakta, maliyetler ise düşmektedir.
Pazaryeri bankacılığı kavramının sıklıkla “platform bankacılığı” kavramı ile aynı anlamda kullanıldığı görülmektedir. Elbette bu konuda evrensel bir tanım ya da kural bulunmasa da birbirine yakın söz konusu iki modelin iki farklı kavram olarak ele alınması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Platform bankacılığı modelinde pazaryeri bankacılığından farklı olarak bankalar işlevlerini ve verilerini API’ler (uygulama programlama arayüzü) aracılığıyla üçüncü taraf finansal hizmet sağlayıcıların ya da yazılım geliştiren kişi ve kuruluşların kullanımına sunarak bunların banka sistemleri ile entegre yeni ürün ve hizmetler geliştirmelerine olanak sağlamaktadır. Dolayısıyla platform bankası ürün ve hizmetlerin alt yapı sağlayıcısı konumundadır ve bu ürün ve hizmetler üçüncü taraflarla ortak şekilde geliştirilmektedir. Platform bankacılığının temelinde “açık bankacılık” vardır ve bankanın üçüncü taraflara verilerini ve sistemlerini belirli kurallar dahilinde açtığı görülür. Her iki modelde de banka kendi etrafında bir ekosistem oluşturmakta ve müşterilere kendi ürünlerinin yanı sıra üçüncü taraflara ait inovatif finansal ürün ve hizmetlerin de sunulmasına imkân sağlamaktadır. Her iki modelin birlikte uygulandığı hibrit modeller de mevcuttur.
Birleşik Krallık merkezli Starling Bank pazaryeri bankacılığı modeliyle öne çıkan lisanslı yeni nesil bir banka olmakla birlikte platform bankacılığı modelindeki gibi API’lerini geliştiricilere açarak ortak ürün de geliştirdiği görülmektedir. Starling Bank, bir taraftan mobil uygulaması üzerinden kendi finansal ürünlerini müşterilerine sunarken diğer taraftan üçüncü taraf hizmet sağlayıcıların da kendi uygulaması üzerinden hizmet sunmasına imkân sağlamaktadır[10]. Örneğin Xero, Starling Bank platformu üzerinde küçük işletmelerin ihtiyaçlarına yönelik hizmet sunan bulut tabanlı bir muhasebe yazılımıdır ve müşterilerin Starling hesaplarındaki işlemlerin muhasebe kaydı Xero tarafından gerçek zamanlı olarak oluşturulmaktadır. Platform içerisinde yer alan bir başka servisi Slack sunmaktadır ve bu sayede hesaplardaki hareketleri, harcamaları, para giriş-çıkışlarını anlık olarak ekip üyeleri ile paylaşma imkânı sağlanmaktadır. Belirtilen hizmet sağlayıcıların dışında, platformda muhasebe, güvenlik, sigorta, emeklilik, ödemeler, sadakat uygulamaları gibi farklı kategorilerde ürün ve hizmetlerini sunan üçüncü taraf hizmet sağlayıcılar da bulunmaktadır. Starling Bank kendi temel finansal ürünlerinden geleneksel yöntemlerle getiri elde ederken diğer hizmet sağlayıcıların satışlarından ise komisyon geliri elde etmektedir.
Servis Modeli Bankacılığı
Servis modeli bankacılığı (Banking-as-a-Service) bankacılık lisansına sahip olmayan ve bir banka lisansı sahibi olmanın getirdiği ağır regülatif ve sermaye yükümlülüklerine katlanma arzusu veya imkânı bulunmayan fintech şirketlerinin söz konusu lisansa sahip bir bankanın altyapısını kullanarak müşterilerine bankacılık hizmetleri sunmasına fırsat sağlayan bir hizmet modelidir. Bu modelde servis sağlayıcı banka (BaaS provider) bankacılık lisansına ve teknolojik altyapıya sahiptir. Finansal ürün geliştirmeye odaklanır ve satılan ürünler banka bilançosuna kaydedilir. Müşteri ilişkileri ve dağıtım kanalları ise servis bankası ile çalışan fintech şirketinin odaklandığı alanlardır.[11]
Servis modeli bankacılığı kavramı Türk Bankacılık Mevzuatına BDDK tarafından 29.12.2021 tarihinde yayımlanan Yönetmelik[12] ile dahil edilmiştir. Yönetmelikte yer verilen tanıma göre servis modeli bankacılığı,
“Arayüz sağlayıcıların sundukları arayüz yoluyla, müşterilerin servis bankalarının sistemleriyle doğrudan açık bankacılık servisleri aracılığıyla bağlantı kurarak servis bankası üzerinden bankacılık işlemlerini gerçekleştirebildikleri hizmet modelini”
ifade etmektedir. Aynı Yönetmelik’te “arayüz sağlayıcı” ise,
“Mobil uygulaması ya da internet tarayıcısı temelli arayüzü üzerinden, servis bankasının sunduğu bankacılık hizmetlerine bankanın açık bankacılık servisleri yoluyla ulaşarak, müşterilerinin bankacılık işlemlerini gerçekleştirmesine imkân sağlayan sermaye şirketi şeklinde kurulmuş işletmeler”
şeklinde tanımlanmıştır. Servis modeli bankacılığı hizmetlerini sunan bankalar ise “servis bankası” olarak isimlendirilmiştir. Arayüz sağlayıcı ile servis bankası arasındaki ilişki ise “destek hizmeti ilişkisi” olarak nitelendirilmiş ve arayüz sağlayıcının hukukî statüsü “destek hizmeti kuruluşu” olarak belirlenmiştir.
Yönetmelikte servis modeli bankacılığı ile ilgili birtakım kurallar getirilmiştir. Buna göre;
- Arayüz sağlayıcı olarak bir servis bankasına destek hizmeti verilebilmesi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun iznine tabidir.
- Servis bankası yalnızca yurt içinde yerleşik arayüz sağlayıcılara ve yalnızca kendi faaliyet izinleri çerçevesinde servis modeli bankacılığı hizmeti verebilmektedir.
- Bankalar arayüz sağlayıcı olamazlar.
- Müşteriye sunulacak bankacılık hizmetleri servis bankasının bilançosu üzerinden gerçekleştirilecektir.
- Servis bankası ile müşteri arasında sözleşme ilişkisi kurulmalıdır.
- Arayüz sağlayıcı, servis bankası adına mevduat ya da katılım fonu kabul edemez.
Servis modeli bankacılığı spesifik bir müşteri kitlesine özel bir finansal çözüm geliştiren fintech şirketlerine bankacılık lisansı almak zorunda kalmadan ürünlerini hızlıca pazara sunma imkânı sağlayan oldukça faydalı bir modeldir. Bu sayede geleneksel bankacılığın üretmekte zorlandığı müşteri odaklı inovatif finansal çözümler geliştirilebilecek ve bankalar yeni müşterilere ulaşabilecektir. Aynı bankacılık altyapısını birçok finansal hizmet sağlayıcının kullanması önemli bir maliyet avantajı sağlamaktadır. Kullanıcı deneyimi konusunda uzmanlaşmış arayüz sağlayıcılar müşterilere kusursuz bir hizmet deneyimi sunabilmektedir.
Sonuç
Hayatımızın artık her alanına nüfuz eden dijital dönüşüm bankacılıktaki geleneksel iş modellerini de değişim ve dönüşüme zorlamaktadır. Bankaların geleneksel modellerle bu yıkıcı dönüşüm rüzgarına dayanmaları zor görülmektedir. Bu çerçevede, dijital bankacılık, pazaryeri bankacılığı ve servis modeli bankacılığı gibi dijital iş modelleri bankaları geleceğe taşıyabilecek yeni ve inovatif iş modelleri olarak öne çıkmaktadır. Bankaların söz konusu hizmet modellerinden kendi kültürlerine ve kabiliyetlerine en uygun olanı belirleyerek yeni rekabet düzenine uyum sağlamaları sürdürülebilir bir iş modeline sahip olmaları açısından oldukça önemlidir.
15. Sayı’mızdaki konuk yazarlar Soner Canko ve Av. Burcu TÜMER tarafından yazılan “Açık Bankacılık Uygulamaları; Dünyada ve Türkiye’de Mevzuat Gelişmeleri” isimli yazıyı bağlantıdan okuyabilirsiniz.
Fintech hukuku alanındaki tüm Blog yazılarımızı okumak için bağlantıya tıklayınız.
Konuk Yazar: Hamit BOYRAZ / Finwise Consulting
[1] Youjin Choi; Digital Banks: Lessons From Korea; World Bank Group Korea Office; Ekim 2020; s. 2
[2] Johannes Ehrentraud, Denise Garcia Ocampo, Lorena Garzoni and Mateo Piccolo; Policy responses to fintech: a cross-country overview; 30/01/2020; s. 8
[3] Leonardo Gambacorta; Digital Banking: Opportunities and Challenges; IMF-Singapore Regional Training Institute; 11 May 2023, s. 4
[4] Frost, J, L Gambacorta, Y Huang, H S Shin and P Zbinden (2019): “BigTech and the changing structure of financial intermediation”, Economic Policy, 34(100), s. 761-799.
[5] Ivo Jenik and Peter Zetterli; Digital Banks: How Can They Deepen Financial Inclusion?; CGAP; Şubat 2020
[6] Gambacorta; s. 7
[7] a.g.e. s.7
[8] Dijital Bankaların Faaliyet Esasları ile Servis Modeli Bankacılığı Hakkında Yönetmelik; 29.12.2021 tarih ve 31704 sayılı Resmî Gazete; Yürürlük Tarihi: 01.01.2022
[9] https://www.getproven.com/blog/marketplace-banking-model-vs-platform-banking-model#:~:text=Unlike%20the%20product%2Dcentric%20banking,providers%2C%20developers%2C%20and%20customers.
[10] https://www.starlingbank.com/business-account/marketplace-for-businesses/
[11] Jenik; s. 33
[12] Dijital Bankaların Faaliyet Esasları ile Servis Modeli Bankacılığı Hakkında Yönetmelik; 29.12.2021 tarih ve 31704 sayılı Resmî Gazete; Yürürlük Tarihi: 01.01.2022
