Blokzincir Teknolojisinin E-Ticaretteki Uygulama Alanları

Yazar: Fadime GÜLDEN

Giriş

Homo Sapiens’ in hayal gücüyle şekillenen mülkiyet ve takas içgüdüsü teknolojik evrim ile sadece elindekilerin fazlasının ticaretini yapmanın çok daha ötesine taşınmıştır. Yaşanan yeni gelişmeler toplumu avcı-toplayıcı olmanın çok daha ötesine geçirerek üretimin yapılmasını başlatmıştır. Tüketim haricinde üretimi de öğrenen toplumun kurduğu ticari ilişkiler, nüfusun artmasının yanı sıra yeni teknolojik atılımlarla birlikte metamorfoza uğramıştır. Ticari ilişkilerin başkalaşmasındaki en büyük pay sahibi hiç şüphesiz dijitalleşmedir. Dijitalleşme sosyal, toplumsal ve ekonomik alanlardaki ilişkilerin çoğunu elektronik ortama taşıyarak sınırlar ötesi bilgi, ürün ve hizmet alışverişi yapılabilmesini sağlamıştır. Elektronik vasıtaların sunduğu bu alışveriş ortamı ticaretin de bu düzleme taşınmasını sağlayarak e-ticaret kavramını ortaya çıkarmıştır.

E-ticaret kavramı hakkında ortak bir uzlaşı bulunmuyor olmasına karşın temelde ‘Elektronik veya dijital ortamlarda mal ve hizmetlerin multimedya araçlarıyla tüketiciye sunulmasından teslimine kadar olan tüm eylemleri içeren süreç’ olarak tanımlanmıştır (Canpolat, 2001, s. 3). Esas itibariyle e-ticaretin dijital ortamda gerçekleşen bir ticari ilişki olmasından hareketle bu ortamda alıcı ve satıcı arasında kurulan sözleşmeler, pazarlama yöntemleri, reklam faaliyetleri ya da tedarik zinciri organizasyonu gibi işlemler de elektronik ticaret bağlamında ele alınmıştır.

Dünyanın küreselleşmesine en büyük katkı sahiplerinden biri olan elektronik ticaretin uluslar ötesi etkisi ve ekonomi üzerinde kapladığı alan dolayısıyla birçok kanuni düzenleme ile yasal bir zemine oturtulma gayreti içerisine girilmiştir. Bunlardan ilki Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (UNCITRAL) tarafından yapılmıştır(UNCITRAL, 1996). Burada geleneksel ticaretteki veri akışlarının dijital ortamda da sağlanabileceğine dair standartlar oluşturulmaya çalışılmıştır. Küresel ölçekte gerçekleşen e-ticaretin güvenli, şeffaf ve adil bir ortamda sağlanabilmesini ve tüketicinin korunmasını hedefleyen ve bir rehber niteliği taşıyan çeşitli standartlar ise Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından oluşturulmuştur(OECD, 2016). Avrupa Birliği ise e-ticaretin en güvenli ortamda yapılması ve tüketicinin en yüksek koruma ile korunabilmesini sağlama amacıyla iki farklı yasa çıkartmıştır. Bunlardan ilki çevrimiçi pazaryerlerinin sahtecilikle mücadele etmesini, dezenformasyonu önlemesi ve yasa dışı içeriklere izin vermemesini sağlama amacıyla çıkarttığı Dijital Hizmetler Yasası (DSA) iken dijital pazaryerlerinde oluşabilecek adil olmayan rekabetin önlenmesi gayesi taşıyan Dijital Pazarlar Yasası (DMA) e-ticaretin kanuni bir perspektifle inşa edilmesini amaç edinmiştir (European Union, 2022). Türk Hukukunda ise 6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile dijital pazardaki tüm aktörlerin hak ve yükümlülüklerinin kapsamlı bir şekilde düzenleme altına alınması sağlanmıştır (Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 2014).

E-ticaretin vaat ettiği mal ve hizmetlerin herhangi bir coğrafi engele takılmaksızın gerçekleşebilmesinin temel faktörü bu ticaretin bir yazılım düzlemi üzerinde gerçekleşiyor olmasıdır. Haliyle tüm bilgisayarları ortak bir iletişim ağı içerisine dahil eden bu düzlemin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlayan World Wide Web, e-ticaretin mevcudiyeti için olmazsa olmaz bir unsurdur (Tunca & Hasköse, 2002, s. 154). Keza tek başına internetin varlığı e-ticaretin güvenli ve tüketiciyi koruyan bir mekanizma içerisinde gerçekleştiği anlamı taşımamaktadır. Mal ve hizmet alışverişi esnasında alıcı ve satıcının güvenli bir internet ortamında alışverişini gerçekleştirebilmesi akıllı kart ödeme sistemleri, dijital doğrulama sistemleri gibi dolandırıcılığı önleyici hizmetlerin mevcut olmasına da bağlıdır. Korunaklı bir yazılım düzleminde sağlanan bu veri alışverişi için alıcı ve satıcıya da ihtiyaç duyulmaktadır. Haliyle e-ticaretin olmazsa olmaz bir diğer iki unsuru hiç şüphesiz alıcı ve satıcıdır. E-ticaret sayesinde alıcı, çevrimiçi olarak sergilenen mal ve hizmetlerin daha kolay erişilebilir olması ve hatta kendine en uygun fiyata sahip ürünü bulabilmesinden faydalanırken satıcı da daha geniş bir müşteri portföyüne sahip olmaktan ve daha kolay ürün sergilemekten faydalanmaktadır. Sonuç olarak e-ticaret alıcı ve satıcının güvenli iletişim ortamında gerçekleştirdiği alışveriştir (Yılmaz & Odabaşı, 2024).

E-ticaret en genel kapsamıyla bir işletmeden bir tüketiciye mal veya hizmet sağlama olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu alışveriş bir işletmeden işletmeye (B2B) olabileceği gibi tüketiciden tüketiciye (C2C) de olabilmektedir. Keza tüketiciden işletmeye de e-ticaretin gerçekleşmesi de mümkündür. Sosyal medya platformların yaygınlaşması ve buradaki içerik üretiminin giderek artmasıyla birlikte e-ticarette influencerların oluşturduğu ekonomi tüketiciden işletmeye e-ticaret modelini gündeme getirmektedir (Liikanen, 2003).

Ticaretin coğrafi tabanlı olmasından çıkıp ağ tabanlı hale gelmesiyle birlikte bir alıcı hiçbir zaman bulunmadığı bir ülkedeki satıcı ile iletişime geçerek alışveriş yapabilmektedir. Bu da e-ticareti yerel bir pazar ekseninde dönmekten çıkarıp sınır ötesi bir pazaryerinde küresel ölçekte inşa ettiğinin bir göstermektedir. Keza söz konusu işlemleri gerçekleştiren kişilerin herhangi bir zamana bağlı olmaksızın dilediği vakitte alışverişini gerçekleştirebilmesi de dijitalleşmeyle ticaretin kazandığı yeni boyutun sağladığı faydalardandır. Buna karşın geleneksel ticarette yer alan fiziksel aracılar yerlerini dijital aracılara bırakmışlardır. Ki bunlar Trendyol, HepsiBurada, Amazon gibi aracı hizmet sağlayıcılardır. Bu sayede devasa büyüklükte pazaryerleri kurulmuştur. Bireylerin ihtiyacına göre en uygun olan ürünü onun için özelleştirilmiş bir alışveriş deneyimi oluşturarak ürünleri sergileyen bu dijital pazarlar teknolojik gelişmelerin her türlü nimetinden yararlanmaktadır. Bu bağlamda bulut depolama, yapay zeka, nesnelerin interneti gibi teknolojilerle yazılım ekseninde gerçekleşen e-ticarette algoritmalar ile bireysel tercihler veri kaydı olarak saklanmaktadır. Bu sayede de kişilere daha hızlı karar verebileceği bir alışveriş deneyimi sunulmaktadır.

Her şeyin dijitalleştiği e-ticarette taraflar arasındaki sözleşmeler de ıslak imzalı olmaktan çıkıp bir tık ile onaylanabilir hale gelmiş ve tüketicinin mesafeli satış sözleşmeleri ekseninde korunması da sağlanmıştır. Sonuç olarak ürünlerin sergilenmesinden, ödeme sürecine, malın veya hizmetin teslim sürecine kadar olan tüm işlemler algoritmalara taşınmış hale gelmiştir. Algoritmik ortamda gerçekleşen e-ticaret, teknolojinin her geçen gün büyük bir ivme ile gelişmesiyle birlikte büyük veri, yapay zeka ve blokzincir gibi teknolojilerin entegre olduğu karmaşık bir ekosistem haline gelmiştir. Bu bağlamda blokzincir teknolojisi e-ticaretin güvenlik, şeffaflık, ödeme, ürün tedariği ve ürün çeşitliliği uygulamalarını yeniden tanımlamaktadır.

Blokzincir Tabanlı Tedarik Zinciri Yöntemi ve İzlenebilirlik

Bir internet sitesinden sipariş ettiğimiz ürünün elimize geçene kadar ki geçirdiği tüm safhaları içeren işlemlerin bütününe kabaca tedarik zinciri olarak niteleyebiliriz. Örneğin organik pamuklu bir tişörtün üretimi için pamuğun çiftçi tarafından yetiştirilmesi, pamuğun fabrikada işlenmesi, işlenen pamuktan elde edilen iplikle tişörtün üretilmesi, depolarda bu tişörtlerin saklanması, satıcı tarafından bize ulaştırılmak üzere kargoya verilmesi ve nihayet bize o tişörtün teslim edilmesi süreçlerinin toplamına tedarik süreci olarak niteleyebiliriz. Haliyle bir ürünün üretiminden teslimine kadar tüm bu süreçte yer alan tüm paydaşların uyum içinde çalışabilmesinin yönetimi, herhangi bir aksaklığa sebep vermeden işlemesi ve tüm bu süreçlerin denetlenmesi tedarik zincirinin düzgün oluşturulmasına bağlıdır (Lai & Cheng, 2016). Etkili bir şekilde oluşturulan tedarik zincirinde şirketler maliyetlerini azaltarak kâr artışına gidebilecekken hammaddenin birçok farklı yerden tedarik edilmesi, belgelerin kaybedilmesi, farklı ülkelerden geçerek farklı gümrük uygulamalarına tabi olması, farklı ödeme sistemlerinin uygulanması gibi hem teknik hem de maddi olanaksızlıklarla izlenebilirliğin düzgün bir şekilde gerçekleştirilememesi tedarik zincirinden istenen verimin alınamamasına sebep olmaktadır (Tian, 2016).

Tedarik zincirinin şirketler açısından ve hatta tüketiciler açısından taşıdığı bu ciddi anlama binaen etkili bir şekilde oluşturulmasının önündeki engeller blokzincir teknolojisi ile minimize edilebilmektedir. Keza hammaddenin elde edilmesinden sipariş edilen ürünün teslim edilmesine kadar olan tüm sürece dahil olan paydaşlar arasındaki bilgi akşının düzgün bir şekilde koordine edilmesi, aradaki bilgi akışının ve kaydının düzgün ve doğru yapılabilmesine bağlıdır. Bu noktada blokzincir teknolojisi ile her bir verinin yüksek şifreleme ile bir bloğa kaydedilmesi ve bunun değiştirilmemesine imkan tanımaması ve hatta zincir üzerinde yer alan her bir düğüm tarafından istenilen anda istenilen yerde bu veriye ulaşılabiliyor sağlanabilmektedir. Hem oluşum mekanizması hem işleyiş mekanizması ve temelde yatan mantık ile blokzincir teknolojisi ve tedarik zinciri büyük benzerlik taşımaktadır (Rodrigue, 2018).

Blokzincir teknolojisinde madenciler tarafından bloklara kaydedilen verilerin yüksek şifreleme metotları gereğince değiştirilmesinin çok zor olması ve her verinin birbirine bağlı tüm bloklarda eşten eşe yer alıyor olması hasebiyle izlenebilirliğinin en yüksek seviyede olması tedarik zinciri için tam da aranan bir fırsattır. Keza yukarıda da verdiğimiz örneğe göre orijinal pamuk tişört için gerekli olan pamuk hammaddesinin ne zaman, ne kadar ve kimden alındığının tüm kayıtları blokzincire kaydedilmesiyle bu bilgiler ağa kayıtlı tüm düğümlerde yer alacak ve üründe hammaddeden kaynaklı bir problem oluşması halinde hammaddeye dair gerekli tüm bilgilere ve evraklara bu değiştirilemez kayıtlar yoluyla ulaşılabilecektir. Yine aynı şekilde uzun mesafeler boyunca taşınarak tüketiciye ulaştırılması gereken çabuk bozulabilir ürünlerin takibi de her transfer sürecinde blokzincirde kayıt oluşturulmasıyla şeffaf ve güvenli bir şekilde takip edilebilecektir. Lojistik faaliyetinde yer alan bu araçların ürünü taşımaya yönelik aracın fiziksel koşulları da araçta yer alan dedektörler vasıtasıyla da blokzincire kaydedilebilmektedir. Bu da tüketiciye sorunsuz bir şekilde teslim edilmesi gereken üründeki herhangi bir problemin kimden, nereden ve nasıl şekilde kaynaklandığının tespitinin şeffaf bir şekilde yapılmasını sağlayacaktır (Casper vd., 2021).

Tedarik zincirini blokzincir teknolojisi üzerinden takip etmenin somut örneğini hayata geçiren Walmart ABD’ye gönderilecek gıdaların üreticiden teminine, bunları taşıyacak araçların gıdaya elverişliliğinin sensörler aracılığıyla tespitine kadar olan her bir veriyi blokzincire kaydederek her bir düğümün tüm süreci saniyeler içinde şeffaf bir şekilde izleyebilmesini sağlamıştır (Tan vd., 2018).

Tedarik zincirinin izlenebilirliğinin ticari işletmeler açısından taşıdığı öneme binaen birden çok ortaklığın katkıda bulunduğu güvenilir ve doğru verilerle oluşturulan blokzincir teknolojisi temelli bir tedarik zinciri oluşturulmuştur. TradeLens ile hammaddenin elde edildiği, nakliyeciler, depolama alanları, kargo firmaları gibi her biri her işlemi tek tek IBM blokzincirine kaydeden güvenilir paydaşlar, verilerin şeffaf ve güvenilir şekilde takip edilmesini sağlamıştır. TradeLens tedarik izncirinin en etkili bir şekilde oluşturmasının yanı sıra birden çok işletme arasında dijital iş birliği yapılabilirliğini ortaya koyan bir uygulama vasfına haiz olmuştur (Belu, 2020, s. 18).

Blokzincir teknolojisi temelli inşa edilen  (Provenance, 2018) uygulamasında ise ürünün hammadde sürecinden teslim sürecine kadar olan tüm kayıtlar işlenmiş ve bu sayede tüketiciler o ürünün elde edilmesinde etik ilkelerine riayet edilip edilmediği, çevreci olup olmadığı ya da o ürünün elde edilmesinde hayvanlar üzerinde test edilip edilmediği gibi bilgilere ulaşılabilmesini sağlayan kayıtlar oluşturulmuştur. Bu da tedarik zincirinin en şeffaf şekilde sadece işletme tarafından değil tüketici tarafından da o ürünün her bir adımının izlenebilirliği sağlanmıştır. Örneğin Endonezya’daki bir balıkçıdan alınarak Londra’daki bir tüketiciye ulaştırılan bir balık hakkında tüketici onun ne şekilde elde edildiği, hangi şartlarda muhafaza edildiği gibi her türlü bilgiye Provenance kanıtı ile ulaşabilecektir (Provenance, 2018).

Türkiye’de ise blokzincir teknoloji kullanılarak ilk defa bir tedarik zinciri oluşturulmuştur. Buna göre Lyon’dan Manisa’ya uzanan ürün tedarik süreci kayıtları blokzincire kaydedilerek ve hatta gerekli ödemelerin Vakıfbank aracılığı ile ödenmesi öngörülerek blokzincir tedarik zinciri oluşturulmuştur. Böylece hem hız hem maliyet yönünden ürünlerin tedariği noktasından e-ticarette dijitalleşme Türkiye açısından da uygulanmaya başlanmıştır (Türkiye’nin ilk tedarik zinciri blokchain projesi IBM ile hayata geçiyor, t.y.).

Blokzincir Teknolojisiyle Otomatik İcra Kapısının Aralanması

Bir ürün veya hizmetin akıllı sözleşmeler aracılığıyla satışının gerçekleşebilmesi onun fiziksel dünyadaki karşılığının token olarak nitelendirilmesine bağlıdır. Eğer token olarak nitelendirilerek blokzincire entegre edilen bu ürün veya hizmet akıllı sözleşme ile ifa edilecekse bu durumda da ürün veya hizmetin temsili için akıllı sözleşmenin otomatik icra için aradığı şartın yerine getirilmesi elzemdir. Bu şart da pek tabi ki ürün veya hizmetin bedelidir. Akıllı sözleşme gereğince yapılacak bedel ödemesi kripto para ile yapılabileceği gibi geleneksel ödeme yöntemleri ile yapılabilmektedir. Netice de oracleler vasıtasıyla da bu alışverişin karşılığı fiziki dünyaya yansıyabilecektir. Akıllı sözleşmeler ile sözleşme koşullarının gerçekleşmesi halinde edimler blokzincirin sağladığı o otomatiklikle kendiliğinden ifa edilecektir. Bu sayede işlemler hem daha hızlı hem daha az maliyetli hem de daha kolay bir şekilde gerçekleşecektir. Bu nispette AXA Sigorta 2019 yılından Fizzy  isimli projesi ile uçuşların iptal olması ya da 2 saat gecikmesi halinde taraflara tazminat ödemesini herhangi bir başvuruya gerek kalmaksızın akıllı sözleşmeler aracılığıyla otomatik olarak yapmaktaydı (Clement, 2019). Lakin akıllı sözleşmenin kodlardan ibaret olması ve dışarıdan girilecek verilere ihtiyaç duyması sebebiyle söz konusu proje o dönemin koşullarına uygun olamayarak iptal edildi. Ancak söz konusu bu uygulama ile akıllı sözleşmeleri birçok ticari alanda pek çok ödemenin otomatikleşebileceğinin bir göstergesini oluşturmaktadır.

E-Ticarette Kripto Varlıklar Aracılığıyla Ödeme Yapılabilmesi

Blokzincir teknolojisinin Bitcoin para biriminin küresel ölçekte büyük bir ilgiyle takip edilmesine karşın blokzincir teknolojisi de bu ilgiden payını almıştır. Satış, kira, eser sözleşmeleri gibi pek çok sözleşmenin akıllı sözleşmeler yoluyla icra edilebilirliğinin blokzincirle gerçekleştirilebilmesinin gündeme gelmesiyle birlikte sözleşme bedellerinin de kripto varlıklarla ödenmesinden bahsetmek mümkündür. E-ticarette de çevrimiçi ortamda kurulan sözleşmelerin ücret ödeme edimleri kripto para ile ödenebilir. Ya da akıllı sözleşme ile otomatikleştirilen bir satış sözleşmesinde de ödeme usulü kripto para ile gerçekleştirilebilir. Böylelikle merkezi bir kuruluş olan bankalar ve bunlar arasında gerçekleşecek olan para transfer süreçleri ademi merkezî bir para transfer sürecine evrilerek zamandan tasarruf ve hatta veri depolama tehlikesinden de arınmışlık sağlamış olacaktır. Blokzincir teknoloji tabanlı kurulan bir e-ticaret ilişkisi yine blokzincir içerisinde geçerli para birimi ile ödenerek tüm süreç daha da hızlandırılacak ve ulaşılmak istenen maksimum fayda elde edilebilecektir. Kripto para ile ödemeyi somut olarak gerçekleştiren Shopify küresel ölçekte gerçekleşen ticarette tüketicilere kripto para ile ödeme imkanı getirerek e-ticaret uygulamalarının blokzincir teknolojisi üzerine taşındığını göstermektedir (Shopify Users Now Have More Options for Crypto Payments, 2024). Lakin şunu belirtmekte de fayda var ki Türkiye’de kripto varlıklar ile ne geleneksel ticarette ne de e-ticarette Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından çıkarılan 2021 tarihli Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik gereğince kripto varlılar ile ödeme yapılması yasaklanmıştır.

Blokzincir Teknolojisi Temelli E-Ticarette Uyuşmazlık Çözümü

Ticaretin dijitalleşmesiyle birlikte pek tabi ki burada ortaya çıkan uyuşmazlıkların da daha hızlı ve daha makul bedellerle çözümlenmesini beklemek haklı bir taleptir. Bu nispette e-ticaret platformları kendi ticari ilişkileri dolayısıyla ortaya çıkan uyuşmazlıkları yine kendi kurdukları tahkim mekanizması ile çözüm kavuşturmaktadır. Bu sistemler çevrimiçi uyuşmazlık çözüm mekanizması olarak ifade edilmektedir. Her ne kadar bir uyuşmazlık çözümü internet düzlemine aktarılarak çözümlense de e-ticarette blokzincirin kullanılmaya başlanmasıyla bu alanda ihtisaslaşmış yine bu teknoloji üzerinde kurulmuş uyuşmazlık çözüm mekanizmalarını ihtiyaç duyulması da bir başka gerçektir. Bu bağlamda merkeziyetsiz adalet sistemleri ya da kripto mahkemeler olarak adlandırılan blokzincir teknoloji temelli uyuşmazlık çözüm mekanizmaları merkezi olmayan bir yargılama sistemi kurarak uyuşmazlıkları karara bağlamaktadır. Rastgele atanan jüriler tarafından oyun prensibine dayanarak verilen kararlar, delilleri daha iyi analiz edebilir, ortaya çıkan hatayı daha kolay ve daha profesyonel olarak değerlendirebilir, anonim kimliklere sahip olmaları sebebiyle de daha adil kararlar ortaya koyabilir. Sonuç olarak blokzincir teknolojisi temelli Kleros, Jur, Aragon giib uyuşmazlık çözüm mekanizmaları yine blokzincir teknolojisinin kullanıldığı e-ticaret uyuşmazlıkları için daha adil kararların ortaya çıkmasına hizmet edebilir.

Sonuç

Blokzincir teknolojisin e-ticarette kullanımıyla birlikte bu teknolojinin sadece bir veri kayıt defteri olarak görülmesinin yanı sıra merkezi otoritenin ekinliğinden arındırılmış bir e-ticaret ortamı kurduğu ortaya çıkmaktadır. Bir e-ticaret organizmasının omurgasını oluşturan tedarik zincirine dahil olan tüm paydaşların eylemlerinde izlenebilirlik yönüyle ya da sözleşmelerin herhangi bir aracı kuruma gerek kalmaksızın doğrudan doğruya icra edilebilmesinde ya da banka gibi merkezi kurumlar olmaksızın ödemelerin ifa edilebilmesinde blokzincir teknolojisi bağımsız bir e-ticaret anlayışı ortaya koymaktadır. Bu da e-ticareti daha küresel bir ekonomi alanına yayarak işlemlerin daha hızlı ve daha az maliyette gerçekleşmesine imkân tanımaktadır. Keza değiştirilemez verilerle tutulan e-ticaret kayıtlarının tüketicilerin korunması bağlamında güdülen politikalar açısından da ispat külfeti yönüyle ciddi kolaylıklar sağlamaktadır. Örneğin 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamındaki ayıplı mal tespiti blokzincir kayıtları sayesinde oldukça hızlı bir şekilde tespit edilebilir hale gelmektedir. Blokzincir teknolojisi kullanarak gerçekleştirilen e-ticaret uygulamaları esnasında ortaya çıkacak uyuşmazlıkların da yine blokzincir temelli uyuşmazlık çözüm mekanizmalarıyla çözümlenmesi de kararların akıllı sözleşmelerle otomatik infaz edilmesiyle e-ticaretteki hak arama özgürlüğünü de üstün bir noktaya taşımaktadır. Sonuç olarak e-ticaretteki bu teknolojik inovasyonun tüketicinin korunması bağlamında itina ile değerlendirilerek yasaklayıcı olmaktan ziyade hukukun da teknolojiye uyum sağlayabildiği bir noktaya taşınması gerekmektedir.

Yazar: Fadime GÜLDEN

Kaynakça

Belu, M. (2020). Blockchain technology and customs procedures. Romanian Economic Journal, 78(23), 13-26.

Canpolat, Ö. (2001). E-Ticaret ve Türkiye’deki Gelişmeler. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı.

Casper, R., Lazaro, J., Wang, E., & Wegrzyn, K. (2021). Smart Supply Chains Using Smart Contracts. jdsupra. Foley & Lardner LLP. https://www.jdsupra.com/legalnews/smart-supply-chains-using-smart-8661188/

Clement, A. (2019). Fizzy by AXA: Ethereum Smart Contract in details. Medium. https://medium.com/@humanGamepad/fizzy-by-axa-ethereum-smart-contract-in-details-40e140a9c1c0

Lai, K. H., & Cheng, T. E. (2016). Just-in-time logistics. Routledge.

Liikanen, E. (2003). eGovernment: An EU perspective. ournal of political marketing, 2, 65-88.

Rodrigue, J. P. (2018). Efficiency and sustainability in multimodal supply chains [Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD), International Transport Forum, Paris]. International Transport Forum Discussion Paper. http://dx.doi.org/10.1787/12f93f71-en

Tan, B., Yan, J., & Chen, S. (2018). The impact of blockchain on food supply chain: The case of walmart. 167-177.

Tian, F. (2016). An agri-food supply chain traceability system for china based on RFID & Blockchain technology. Service Systems and Service Management (ICSSSM). 13th International Conference on. IEEE.

Tunca, M. Z., & Hasköse, A. (2002). Global Elektronik Ticaret. Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, (18), 145-157.

Yılmaz, E. Z., & Odabaşı, S. (2024). Covid-19 Pandemisi Sürecinde E-Ticaret Faaliyetleri ve E-Ticaretin İktisadi Etki Analizi: Türkiye Üzerine Değerlendirme. Hitit Ekonomi ve Politika Dergisi, 4(1), 19-35.

Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 6563 (2014). 2014

European Union. (2022). https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A32022R2065

OECD. (2016). https://legalinstruments.oecd.org/en/instruments/OECD-LEGAL-0422

Provenance. (2018). https://www.provenance.org/

Shopify Users Now Have More Options for Crypto Payments. (2024). Medium. https://cryptocadet.medium.com/shopify-users-now-have-more-options-for-crypto-payments-7901eaec34b3

Türkiye’nin ilk tedarik zinciri blokchain projesi IBM ile hayata geçiyor. (t.y.). Geliş tarihi https://www.tubisad.org.tr/tr/guncel/detay/Turkiyenin-ilk-tedarik-zinciri-blokchain-projesi-IBM-ile-hayata-geciyor/33/1240/0

UNCITRAL.(1996). https://uncitral.un.org/en/texts/ecommerce/modellaw/electronic_commerce